total 0 ürün 0.00TL
Alışveriş sepetiniz boş.
Alışverişe Başlayın

Sepet Toplamı

Ara Toplam 0.00TL
Toplam 0.00TL
print

Kinoa’lı Enginar ve Kilo Kontrolu

enginar

Kinoa’lı Enginar ve Kilo Kontrolu
Neden KİNOA , Kinoa’lı Enginar ve Kilo Kontrolu

Kinoa nedir?

Çocukluğumuzda bir çizgi roman kahramanı vardı, o mu yoksa?” KİNOA çizgi roman kahramanı olmadığı gibi sandığımız gibi tahıl da değil. Bir tohum.

Üzeri sabunla kaplı bir tohum. Böylece ilaçlamaya gerek kalmadan kuşlardan ve tarım zararlılarından korunuyor.
Bir çeşit sabun olan ‘saponin’ ile kaplı kinoa’nın pişirilmeden önce suda bekletilmesi gerek. Böylece saponin çözülüp suya geçiyor. Biz bu suyu süzüp atıyoruz, Aztek’ler ise başka bir kapta toplayıp çamaşırlarını yıkarlarmış. Bilmeden üzerindeki sabun yani saponin ile birlikte pişirip yediyseniz ziyanı yok, çünkü aslında o da yararlı, pek çok hastalığın şifalanmasında rol oynuyor.
Sabun tadının yok olması için pişirmeden önce Kinoa yı en az yarım saat suda bekletmek lazım. Bol akarsu altında iyice yıkanıp süzüldükten sonra pişirilip yenmeye hazır hale geliyor.
Peki nasıl pişireceğiz ve de neden pişireceğiz? Yani şart mıdır bu kinoa’yı yememiz?
Eh, fena olmaz doğrusu.
Yarar başlığı altında sayılabilecek pek çok mineral ve vitamin var. İnsülin salgısını dengeleyerek şeker hastalığının kontrol altına alınmasına destek. Hücre yenilenmesinde çok önemli. Romatizmal eğilimleri dizginliyor. Liste bundan çok daha uzun, dört dörtlük bir mucize bu minik tohum. Emziren anneler ve hamileler için Birleşmiş Milletler özellikle öneriyor.Peru da ilkokullarda kahvaltı öğününe eklenmiş.

Ve bir özelliği daha var ki Kinoa’nın işte belki de bu günümüzde en çok ihtiyaç duyulanı.
Kinoa KİLO KONTROLU’nda önemli bir destek.

Sebebi sadece kalori değerinin düşük olması değil. Evet , kalorisi düşük. Pilav gibi pişirilerek pirinç yerine kullanılabiliyor ve kalori değerleri pirincin tamı tamına yarısı. Ancak daha da önemlisi kinoa önemli bir protein kaynağı.
Proteinin hücre yapıtaşı olarak önemini biliriz. Protein yoğun beslenmenin bir başka sonucu da metabolizmanın hızlanmasıdır.

Kilo kontrolunda karşılaşılan önemli güçlüklerden biri, az yenilse bile zamanla başlangıçta eksilen kiloların, gramların miktarının giderek azalması ve hatta durması.

‘Az yesem de kilo veremiyorum’ kabusu sık görülen rüyalar arasına giriyor.

Bu bir kısır döngü haline gelebiliyor: “Az yiyorum, az yedikçe metabolizmam daha da yavaşlıyor, yavaşlayınca yağ yakmayı azaltıyor, ve yağ depolamayı arttırıyor. E, çok yersem bu sefer de kilo alıyorum.

Metabolizmayı hızlandırmak icin protein olarak yağsız beyaz balık eti kaynakları oldukça sınırlı. Tavuk göğüs eti yemekten yakında gıdaklamaya başlayacağım.” cümleleri tanıdık geliyor.

Bonfile, biftek konusunda da kırmızı et, bütçe vs açısından çeşitli çekinceler olabileceği gibi, bir de kalorisinin oldukça yüksek olması gibi bir gerçek var.

Tanrım bu durumdan bir çıkış yok mu? Tarlada çalışılan, kışın yakacak sınırlaması olan, antibiyotiğin bile henüz bulunmamış olduğu, dolayısıyla güçlü olup hastalanmamak için ‘bir dirhem etin bin ayıp örttüğü’ bir çağdan bakkala bile gitmeyip yoğurdu ve arabayı bir tuşa dokunarak aldığımız günlere geldik. O zamanlar için dizayn edilmiş beslenme alışkanlıklarının ve kullanılan yiyeceklerin de değişmesi gerekiyor. İşte kinoa da bu yeni mutfağın yeni misafirlerinden biri olarak imdada yetişen pek çok malzemeden biri.

Kilo kontrolundaki en önemli desteklerden biri ‘TOK’ olmak. Zaten açlık çekiyorsanız ve irade ile yemiyorsanız bu size önemli bir mesaj vermeli: Metabolizmanızla inatlaşmaktasınız.

İnat ile sebatı birbirinden ayırmak lazım. Her tür inadın sonunun kaybetmek olduğu gibi metabolizma ile inatlaşmanın sonu mutlaka hüsran olacaktır.
Siz bedeni ihtiyacı olan gıdadan mahrum bıraktıkça o da tedbirler alacaktır: Yani harcamayacaktır ve kırk yılda bir eline geçen kaynağı da çok daha tasarruflu kullanacaktır. Yani yağ olarak depolayacaktır.

İşte bu noktada kinoa ‘sıkı bir öğün’ yemişlik hissini ve saatlerce sürecek tokluğu düşük kalori ile sağlar. Protein yoğun olduğu için yağ yakılma sürecini hızlandırır.

Öğünlerde ihtiyaç hissedilen pilav, makarna , börek gibi karbonhidrat ağırlıklı yemeklerin tadını başarı ile taklit eder, oysa karbonhidrat ağırlıklı değildir.

Eh, hafife alınmayacak bir özelliği de tadının nötr, yansız olmasıdır. Bu özelliği sayesinde pilav, kuskus, salata, meze yapımı için olduğu kadar pasta, ekmek yapımı için de uygundur.

Türk mutfağındaki pek çok malzeme ile bağdaşan Kinoa’yı Enginar ve Tavuk ile komple bir öğün olarak hazırlayabilirsiniz.

Tencerenin dibine doğranmıs soğan yayın, sonra ( sırası önemli degil) enginar, tavuk parçaları, kinoa (önceden en az yarım saat suda bekletilmis) ,kuş üzümü (önceden en az yarım saat suda bekletilmiş) ,tuz , kırmızı pul biber, limon suyu, 1 diş ezilmiş sarmısak, üzerini örtecek kadar su ve zeytinyağı ekleyin.

Önce kuvvetli ateşte , sonra kısık ateşte suyunu tamamen çekene kadar pişirin. En son dibinin hafifçe tutarmasını sağlarsanız soğanlar karamelize olur. Tıpkı zeytinyağlı lahana sarmasının bilhassa hafifçe dibini tutturmak gibi. Ekşi, acı ve tatlının birarada olduğu bu yemeği tavuk eklemeden de pişirebilirsiniz.

Göster
Gizle